3 Eylül 2017 Pazar


DÜNYANIN DÜZ OLUŞU VE OLMADIĞI İLE İLGİLİ GÖRÜŞLER YÜZ YILLARDIR SÜREGELMİŞTİR.
BİRİ KARANLIK BEYİNLERİN
DİĞER İSE AYDINLIK VE BİLİMİN IŞIĞINDA BEYİNLERİN
HİRİSTİYAN TOPLUMUNDAN.
PSAGOR MÖ;500 YILINDA DÜNYA NIN YUVARLAK OLDUĞUNU SÖYLEMİŞ




GALİLEO MS 1617 YILINDA DÜNYANIN YUVARLAK OLDUĞUNU İSPATLAMIŞ






MÜSLÜMAN TOPLUMUNDAN İMAM GAZALİ VE FAHREDDİN RAZİ DÜNYANIN YUVARLAK OLDUĞU İLE İLGİLİ YAZILAR YAZMIŞ
Mısır’da ERATOSTHENES İskenderiye ile Siyene şehirlerine birer çubuk dikti ve Siyene’deki (bugünkü Aswan barajı) asistanından yardım alarak öğle vaktinde çubukların gölge uzunluğunu ölçtü. Gölge boyu arasındaki fark, Nil ırmağı üzerindeki iki şehrin enlem farkını verdi ve böylece Eratosthenes yerkabuğunun eğriliğini ölçerek Dünya’nın yuvarlak olduğunu kanıtladı.



Eratosthenes geometriden yararlanarak Dünya’nın çevresini 46 bin 100 km olarak hesapladı. Bugün Dünya’nın çevresinin ekvatorda yaklaşık 40 bin km olduğunu biliyoruz; yani İlk Çağ’da yaşamış olan Yunan matematikçi, Yeryüzünün çevresini sadece yüzde 15’lik hata payıyla ölçmüştü.

İmam Gazali: �Felsefenin kabul ettiği prensiplerin bir kısmı İslâm dininin temel esasları ile çelişmez
Ay�ın tutulması olayı, arzın güneşle ay arasına girmesiyle ay ışığının görünmemesinden ibarettir. Çünkü ay, ışığını güneşten alır. Arz ise yuvarlaktır ve gök her taraftan onu çevrelemiştir. Matematik hesaplarla ispatlanmış bu çeşit gerçekleri din namına inkâr etmek dine karşı bir cinâyettir.










Fahreddin Râzî: �Bazı kimselere göre, yerküresinin yayılmış olarak sergilenmesi, onun küre şeklinde olmamasını gerektirir. Bu yanlış bir düşüncedir. Çünkü yuvarlak bir cisim büyük olduğu takdirde, bir sergi gibi üzerinde yaşanmaya müsait olur. Nitekim yerin (yuvarlağımsı) direkleri hükmünde olan dağların üzerinde de mükemmel bir şekilde durulabilmekte ve yaşanabilmektedir. Dünyanın konumu bundan daha uygundur.� (Râzî, Mefatihu�l-gayb, 2/104) *

AKP gençlik kolları başkanı düşünceleri ortaçağ hiristiyan toplumun yaşadığı karanlık çağ düşünceleri ile aynı ise vah Türkiye'nin geleceğini emanet edeceğiz dedikleri yeni nesil yetiştirilmeye çalışan İmam hatipli gençlerine bu şekilde bu düşüncelerle yetişen bir gençliğin Atatürk'ün gençliğe hitabesinde deki gençliğe seslenişi tabana tabana zıt bir görüş ve uygulama yol yakınken herkes aklını başına almasını temenni ederim.
NECDET KONYA



















Dünyanın Düz Olduğuna İnananlar Derneği

Dünyanın Düz Olduğuna İnananlar Derneği / Cengiz ÖZAKINCI

Bilimsel Gerçeğe Karşı Kör İnanç

Dünyanın Düz Olduğuna İnananlar Derneği

(International Flat Earth Research Society)

2014-03-Cengiz-Ozakinci-01
Batı merkezli bilim tarihçileri evren, dünya, güneş sistemi ve gezegenler konusunda ilk doğru bilgilerin Kopernik, Kepler, Galieo vb. Batılı bilginlerce ortaya atıldığını yazarlar. Oysa gerçek bunun tümden tersidir.
İslam Bilginleri, Kopernik ve Galileo’dan yüzlerce yıl önce yeryüzünün küre biçiminde olup hem kendi çevresinde hem de güneş çevresinde döndüğünü kanıtlamış ve bunu yapıtlarında yazmışlardı. Bunun sonucu olarak astrolablar da tepsi biçiminde olmaktan çıkmış, küre biçiminde yapılmaya başlamış ve küre biçiminde ilk astrolablar İslam Bilginlerince üretilmişti.
2014-03-Cengiz-Ozakinci-02
Gazzali yaklaşık 1090 yıllarında yazdığı Tehafutu’l-Felâsife adlı kitabında “kafir” olarak damgaladığı kimi İslam bilginlerinin görüşlerini şöyle özetlemiştir:
“Örneğin onlar (Farabi, İbni Rüşt, vs.) ay tutulmasını açıklarken: ‘Ayın ışığını güneşten aldığını, dünyanın küre biçiminde olduğunu, uzayın dünya küresini çepeçevre kuşattığını, ay tutulmasının ay ile güneş arasına dünyanın girmesi sonucu, ay dünyanın gölgesi altında kalmakla güneş ışığının aya ulaşamamasından kaynaklandığını’ söylerler. Onlar (Farabi, İbni Rüşt, vs.) güneş tutulmasını açıklarken; ‘Bu olay, ayın güneş ile güneşe hakanın arasına girmesinden kaynaklanır, ay ile güneşin bir çizgiye gelmesiyle gerçekleşir’ derler.” [1]
O yıllarda Batılı bilginler, İslam bilginlerinin yapıtlarını çeviri yoluyla öğrenip, benimsedikleri bu bilgileri topluma öğretmeye davrandıklarında; Kilise karşılarına dikiliyor ve onları dinden çıkmakla suçluyordu. Yeryüzünün top gibi yuvarlak olduğu ve bu nedenle, dünyanın öbür tarafında da varlıkların bulunduğu bilgisine şiddetle saldıran Hristiyan Tanrıbilimciler şu soruyu soruyorlardı:
“Ürünlerin ve ağaçların aşağı doğru büyüyeceğine… yağmurların ve karın yukarı doğru yağacağına inanacak kadar kafasız bir insan olabilir mi?”
Aziz Augustine’in büyük etkisi, Kilise’nin, tepsi gibi düz olarak düşündüğü yeryüzünün altında da varlıkların olabileceği düşüncesine inatla karşı çıkmasında etkili oldu; bin yıl boyunca tepsi gibi düz olduğuna inandıkları yeryüzünün alt yüzeyinde insan bulunmadığına inanıldı.
  1. yy’da Gaza’dan Procopius, Hristiyanların bu inancını pekiştirecek “güçlü” bir savla ortaya çıktı:
“Yeryüzü tepsisinin alt yüzünde bir şey olamaz, çünkü öyle olsaydı İsa oraya da gitmek ve bir kez de oradakiler için acı çekmek zorunda kalırdı. Ayrıca, Cennet’in, Adem’in, (yılan kılığındaki İblis’in ve Nuh Tufanı’nın birer eşinin orada da olması gerekirdi. Bunlar birer tane olduğuna göre, yeryüzü tepsisinin alt yüzünde yaşayan varlıklar da olamaz; bu kesinlikle yanlıştır…”
Kilise ve Hristiyanlar, bu gibi savlarla, yeryüzünün tepsi gibi düz olduğuna ve alt yüzünde hiç bir varlığın yaşamadığına uzun süre inandı…
2014-03-Cengiz-Ozakinci-03
Gerçekte Hristiyan Kilisesi’nin tepsi gibi düz dünya anlayışı tümüyle onların “Eski Ahid”te okudukları yaradılış anlatısından kaynaklanıyordu. Buna göre dünya düzdü, çevresi sularla kaplıydı, dünya kıpırdamadan duruyor, güneş doğudan batıya doğru gidip geliyordu. İ.S. 85 yıllarında Mısır’da İskenderiye’de doğan ve İ.S. 165’te yine aynı yerde ölen Claudius Ptolemaeus’un “düz dünya” anlayışı “Eski Ahid”teki anlayışa uygundu ve Hristiyanlar bu dünya anlayışını benimsemekte hiç ikirciklenmediler.
2014-03-Cengiz-Ozakinci-04
İlk Hristiyanların dünya ve evrene ilişkin tasarımları Hıristiyanlığın Roma’da devlet dini olarak benimsenmesinden sonra daha da önem taşıdı. Çünkü artık bu anlayışın dışına çıkılması devlet eliyle yasaklanacak, buna aykırı dünya ve evren tasarımı yapanlar devletçe sorgulanarak susturulacaklardı. İlk Hristiyanlardan Lactantius’un İ.S. 303 – 311 yılları arasında, eşdeyişle Hıristiyanlığın Roma’da devlet dini olarak benimsendiği yıllarda yazdığı Divinarum Institucionum adlı yapıt, Hıristiyanlığın dünya ve evrene ilişkin tasarılarını devlet dinine dönüştürmesi bakımından önemliydi. Lactantius, bu kitapta, Ptolemaeus’un düz dünya anlayışını Hıristiyanlık adına onaylıyor, dahası bunu bir de haritayla perçinliyordu.
2014-03-Cengiz-Ozakinci-05
Ardından Hıristiyan Azizi Augustine de “düz dünya” anlayışını Hristiyanlığın ana inançlarından biri konumuna yükselten bir kitap yazacaktı.
Augustine’den 200 yıl sonra İ.S. 500-565 yılları arasında yaşayan Hristiyan Bizans’lı din bilginlerinden Procopius, düz dünya anlayışını sürdürdüğü gibi, İ.S. 550 yıllarında, sonradan papaz olacak olan Cosmas Indicopleustes adlı Yunanlı bir denizci de yazdığı “Hristiyan inancında Yeryüzü” (Xristianikh Topografia) adlı kitapta Hristiyanların “düz dünya” sını çizimlerle anlatıyordu: Cosmas’ın ardından Sevilla Papazı İsidore (570-636) Hristiyan Kilisesi’nin Düz Dünya Anlayışı’nı açıklayan bir kitap yayımlamıştı.
2014-03-Cengiz-Ozakinci-06
11. yüzyıl’da İslam bilginleri yeryüzünün küre biçiminde olduğunu çoktan bulgulamışken, Kilise’nin “düz dünya” anlayışında en küçük bir değişiklik dahi olmamıştı. Düz Dünya yalnızca Katolik Kilisesi’nin değil ister Ortodoks ister Protestan olsun Hristiyanlığın bütün mezheplerinin 19. yüzyıla dek değişmez inancı olmuştu. 1822’de Engizisyon “Modern gökbilimcilerin genel kanısı doğrultusunda güneşin sabit dünyanın ise güneşin çevresinde dönüyor olduğunu yazmak ve yayımlamak Roma (Vatikan Kilisesi) tarafından serbest bırakılmıştır.” duyurusu yapacak, [2] ancak bu Kilise’nin düz dünya anlayışını değiştirdiği anlamına gelmeyecekti. Bu duyuruyla, dünya yuvarlak değildir, düzdür, ama artık dünya yuvarlaktır diyenleri öldürmeyeceğiz, demiş oluyordu Kilise… 1838’de Friedrich Bessel yıldız paralaksını kanıtladığında Kilise’nin direnci kırılmış; 1957’de Sovyet Rusya’nın fırlattığı bir uydu (Sputnik) dünya çevresinde dönmüş; dünyanın top gibi yuvarlak olduğu görülmüş; dünyanın uzaydan çekilmiş görüntüleri yayılmış; ve bütün bunlardan sonradır ki, Papa II. Jean Paul, 10 Kasım 1979’da Galileo olayının yeniden araştırılmasını istemiş; 1981’de Vatikan’da bir araştırma kurulu oluşturulmuş; bu kurul 1982’de Galilei’nin “haklı olabileceğini” dile getirmiş, fakat “haklıdır” dememiş; tam 11 yıl çalışan bu Kilise kurulu, sonunda, 1992’de, Galilei’nin suçsuz olduğunu, görüşlerinin doğru olduğunu açıklamıştır. Kilise, İslam bilginlerince bin yıl önce ortaya konulmuş olan, “dünyanın top gibi yuvarlak olduğu ve güneşin çevresinde döndüğü”nü gösterir onca bilimsel kanıta gözlerini kapatıp bin yıl boyunca dünya düzdür demiş ve Hristiyanları dünyanın düz olduğuna inandırmayı taa 1992’ye varıncaya dek sürdürmüştür.
Ancak, bugün bile dünyanın düz olduğunu savunan kiliseler vardır. 1850’de İngiltere’de Samuel Birley Rowbotham tarafından kurulan “Düz Dünya Hareketi” (Flat Earth Movement), William Carpenter ve Charles K. Johnson tarafından sürdürülerek California Lancaster’de “Uluslararası Düz Dünya Araştırmaları Derneği”ne dönüşmüş ve bunlar, 1979’da “Düz Dünya Haberleri” adıyla bir dergi bile yayımlayarak, gece-gündüz, yaz-kış döngülerini, dünyanın düz olduğu inancının birer kanıtı olarak gösterebilmişlerdir.
2014-03-Cengiz-Ozakinci-07
Amerika’da Illinois Zion’da John Alexander Dowie ve Wilbur Glenn Voliva tarafından kurulan Katolik Hıristiyan Apostolik Kilisesi de, dünyanın düz olduğu inancını Voliva’nın 1942’de ölümünden sonra bugün bile “kilisenin temeli” olarak öğretmeyi sürdürmektedir. [3]
Kanada St. Thomas Üniversitesi Felsefe Profesörü (!!!) Leo Charles Ferrari, Uluslararası Düz Dünya Derneğinin Kanada örgütünü kurmuş ve 2010 yılında ölene dek dünyanın top gibi yuvarlak değil, tepsi gibi düz olduğunu kanıtlamak üzere yayınlar yapmıştır.
Düz Dünya inancını savunan Hristiyanlara göre dünyanın top gibi yuvarlak olduğuna inananlar: (ı)- “kafir”dirler, (ıı) “cehennemlik”tirler, (ııı) İsa yeniden yeryüzüne dönüp dünyanın tepsi gibi düz olduğuna karşı çıkanları toptan yok edecektir.
Evet, buna inanıyorlar.
Bunları neden mi yazıyorum? Kör inancın ne denli inatçı ve insanlık için ne büyük bir tehlike olduğunu hiç unutmayalım diye…
Dipçe:
[1]  Bkz: İmam Gazali, “Filozofların Tutarsızlığı” (Tehafüt El-Felasife), çev: Bekir Sadak, Ahsen y. 1. basım- Mart 2002. Sf. 13
[2]  Ronald Bruce Meyer, “The War on Galileo”
[3]  Stanley Weinberg, “The Flat-Earth / Round Earth Controversy” 1986; William Carpenter, “One Hundred Proofs that the Earth Is Not A Globe”, Baltimore, 1885. Christian Catholic Apostolic Church, Zion, Illinois.
Cengiz ÖZAKINCI, “Bütün Dünya”, Mart 2014

27 Ocak 2017 Cuma

4 Ocak 2017 Çarşamba

KARNIBAHAR VE YILAN ?

Facebook da Kullanıcıların çoğu paylaşmış çok kişi Facebook da yayınlanan karnıbahar ve yılan görüntüsüne yorum getirmiş en doğru yorumu Ahmet KILIÇ yapmış.
Benim araştırmam ve fikirlerim sizce cazip gelirse sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim maksadım her yayınlanan görsel ve yazıya inanmadan bir araştırma yaparak gerçeğe en uygunu bulmak.

Ahmet Kılıc :Karnıbahar kış sebzesi olup, ne yılan nede yavrusu kışın soğukta bırak karnıbaharın içine girmeyi kış uykusundan uyanmaz bile! Bu olsa olsa montajın foto görmüş halidir?!?

Kör Yılan

Ortalama boyları 25 cm (en fazla 35 cm) kadar olur.
Yumuşak toprakların içinde, taş altlarında bulunurlar. Nemli yerleri daha çok tercih ederler.
Doğu Anadolu bölgesi dışında olan bölgelerin hepsinde habitatın uygun olduğu yerlerde dağılım gösterirler.

Coluber nummifer (Reuss, 1834)küçük engerek
Bitki örtüsünün seyrek olduğu, kurak yerlerdeki taşlık ve çalılık yerlerde, evlerin yakınında yaşarlar.
Temmuz ayında yumurtlamaya başlayan bu hayvanların dişileri, bir defada 5-10 kadar yumurta bırakabilirler. Yumurtadan çıkan yavrular 20 cm kadar olurBoyları 130 cm kadar olabilir

Marmara, Ege, Akdeniz bölgeleri, İç Anadolu’nun batısında habitatın uygun olduğu yerlerde dağılım gösterirler.

vipera ursinii(küçük engerek).ok yılanı
Temmuz ayında yumurtlamaya başlarlar yeni doğan yavrular 13-14 cm kadar olur. Boyları 40-50 cm kadar olur.
Kuru yerlerde, çalılık ve taşlık alanlarda yaşarlar. Tarlalarda, bahçelerde ve ev yakınlarında da görülürler.
Marmara, Ege ve Akdeniz Bölgelerinde habitatın uygun olduğu yerlerde dağılım gösterirler.

Yukarda ülkemizde yetişen en küçük yılanlar ve yumurtlama dönemleri Haziran-Temmuz karnıbahar ne zaman ekilir ve ne zaman hasat edilir kısmına gelince Ocak-şubat-Nisan-Mayıs-haziran aylarında ekim yapılır dayanıklılık durumuna göre Nisan-Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos dönemi yetişir
Mayıs-Haziran-Temmuz-ağustos-Ocak-şubat Hasat yapılır yani talep doğrultusunda en çok kışın tüketildiği için Kış ağırlıklı hasat yapılır bu durum Yılanların kış uykusunda olduğu döneme dek gelir Yılanların ne yumurtlama nede doğum yaptıkları tarihlere uymazlar
O zaman bir tek cevapı kalıyor ileri teknoloji ürünü bir photoshop olayı söz konusu diğer bir deyimle karnıbahar içinde yılan olurmu dersen milyonda bir ihtimal olarak görebilirim.

Necdet KONYA




5 Aralık 2016 Pazartesi

Ataturk,5 Aralık 1934 tarihinde Türk kadınına hakların en büyüğü olan Seçme ve Seçilme hakkı tanımıştır 
˜*•👫 . ˜”°•💔💕.˜” ★ ★ ★ °••°”˜.•°”˜.💕 ·٠•● Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ 
Atatürk Türk kadınının seçme ve seçilme hakkının verilmesinin ardından şöyle seslenmiştir
Bu karar, Türk kadınına sosyal ve siyasî hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir. 
Çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arkasındaki Türk kadınını artık tarihlerde aramak lazım gelecektir. Türk kadını, evdeki medenî mevkiini selahiyetle işgal etmiş, iş hayatının her safhasında muvaffakiyetler göstermiştir.
Siyasî hayatla, belediye seçimleriyle tecrübe kazanan Türk kadını bu seferde milletvekili seçme ve seçilme suretiyle haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor. Medenî memleketlerin bir çoğunda, kadından esirgenen bu hak, bugün Türk kadınının elindedir ve onu selahiyet ve liyakatla kullanacaktır
Bundan 82 yıl önce yani 5 Aralık 1934 yılında ,kadınlara bu hakkı veren Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK ve Arkadaşlarını Saygıyla anıyorum ..
💗❤️💜❤️💗❤️💜💗❤️💜❤️💗❤️💜💗❤️💜❤️💗
Acaba 21. Yüzyıl Türkiye'sinde Türk kadını Atatürk’ün dediği gibi seçme ve seçilme hakkını Selahiyet ve Liyakat” la kullanabiliyor mu?
Bu sorunun cevabını kadınlar kendilerine sormadan önce Atatürk döneminden önceki kadınların yaşayışlarını ,
Atatürk dönemini ve içinde bulunduğumuz 21 yüzyılda günümüz Türkiye'sinde kadın haklarını ve gelecekteki kadınların ;kadın olmadan önce çocuk gelinlerin,kızların nereye doğru sürüklendiğini araştırsınlar düşünsünler kendilerine sorsunlar biz nerede idik nereye gidiyoruz
cevabını verebilen kadın artık kendi hakkını savunması yanında başka kadınların hakkını da savunacak hale gelmiştir.
˜*•👫 . ˜”°•💔💕.˜” ★ ★ ★ °••°”˜.•°”˜.💕 ·٠•● Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ
Atatürk ileri görüş ışığı altında Dünya Kadın hakları günü kutlu olsun .